YÖNETİM KURULU BAŞKANININ MESAJI

Kurulduğu 1974 yılından bu yana sürdürdüğü faaliyetlerle, kamuoyu ile kamu kurum ve kuruluşları nezdinde değerli ve güvenilir bir konuma sahip olan Derneğimiz, global birer oyuncu olan 14 üye ana sanayi firması ve geniş uzman kadrosu ile Otomotiv Sanayii’ni geliştirmeye yönelik çalışmalarını 43 yıldır başarı ile sürdürüyor.

Son yıllarda kapasite ve yeni ürün yatırımlarına hızla devam eden sanayimiz 2016 yılında da üretimdeki büyümesini sürdürerek 2015 yılında kaydettiği tarihi rekorun üzerinde bir performans göstermişti. Üretilen her 100 aracın 77 adedini yurt dışına gönderen sanayimiz ilk kez 2016’da ihracatta 1 milyon eşiğini aştı. Otomobil sınıfında üretimine başladığımız yeni ürünlerin etkisi ve AB pazarlarındaki istikrarlı büyümenin devam etmesi, sanayimizin üretim ve ihracat rakamlarına olumlu katkı sağladı. İhracatımız adet bazında yüzde 15, Dolar bazında ise yüzde 12 arttı. Otomotiv Sanayii, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 16,8’ini oluşturarak sektör sıralamasında 11. yılında da ilk sıradaki yerini koruma başarısını gösterdi.

Sanayimizin kapasite ve yeni proje yatırımlarının hayata geçmesi ile 2010 yılında 1,5 milyon adet seviyesinde olan üretim kapasitesi 2016 sonunda 1,9 milyon adet seviyesine yaklaştı. Sanayimizin halen devam etmekte ve/veya devreye aldığı yeni ürün yatırımları ile 2017 senesi ihracatının dolayısyla da üretiminin daha da artmasını bekliyoruz. Hükümetimizin sanayimizi destekleyici politikalarının devamı ve iç pazarda istikrarın korunması, yeni projeler için ülkemizin rekabetçiliğinin sürdürülmesi ve böylelikle yeni yatırımların ülkemize çekilmeye devam etmesi, sektörümüz için en önemli fırsat konumunda.

2016 yılında birçok yeni otomobil projesini hayata geçirdik. Avrupa’nın önde gelen ticari araç üretim üssü olma konumumuzu artık binek otomobilleri konusunda da önde gelen bir üretim merkezine dönüştürebilmiş durumdayız. Bu yeni projelerin olumlu etkisi ile üretimin ve ihracatın sürdürebilir bir büyüme yakalamasını öngörüyoruz. Teşvikler ile desteklenen yeni projeler, 2017 yılında özellikle ihracat bazlı üretim artışını sağlayacaktır. Elbette ki sanayimizin rekabetçiliğinin sürdürülebilirliği için istikrarlı bir iç pazar ile ekonomide yatırım ve satınalma kararlarının etkilenmeyeceği bir seyir büyük önem taşıyor.

Türkiye ihracatının yüzde 16,8’ini gerçekleştirerek 2016’da da ihracatta lokomotif konumunu sürdüren Otomotiv Sanayii, Ar-Ge teşvikleri ile global markalar için üretim üssü olma özelliğini kuvvetlendirerek devam ettiriyor. OECD verilerine göre toplam Ar-Ge harcamaları içerisinde otomotivin payına bakıldığında Türkiye’nin yüzde 14’lük paya sahip olduğu görülüyor. Bunların sonucu, 2010-2015 arası yüzde 96 oranında artan toplam Ar-Ge istihdamı ve yüzde 370 oranında artan patent başvuru sayısında görülmekte. Ar-Ge konusunda Türkiye’nin bir çekim merkezi olması bir fırsat ve Otomotiv Sanayii açısından bir gereklilik. Bu da doğal olarak ülkemizin teknolojik ilerlemesine katkı sağlayacaktır.

Otomotiv sanayimiz tecrübe ve birikimini kullanarak uluslararası bir üretim merkezi olmayı başardı ve uluslararası anlamda rekabetçi konumu artık tartışılamaz hale geldi. Ancak otomotiv sanayiinin sürdürülebilir gelişimini garanti altına almak gerekiyor ve tüm paydaşlar olarak bu konuda üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz. Otomotivde yeni yatırım çekebilmek ve mevcut konumumuzu devam ettirmek için ülkemizin rekabetçiliğinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir hale gelmesi gerekiyor. Bu çerçevede dijital dönüşüm, nitelikli iş gücü, idari yapılanma ve küresel ticaret anlaşmaları alanlarında politika geliştirmemiz gerekiyor. Bizler Otomotiv Sanayii olarak firma bazında dijital dönüşüm ile ilgili çalışmaları sürdürüyoruz. Otomotiv üreticilerimiz bir yandan durum tespiti ve yol haritası oluşturma, bir yandan da tespit edilen alanlarda planlarını uygulamaya geçirme çalışmaları süreci içindeler. Bu çalışmaların amacına uygun ve uygulanabilir olması için ülke politikalarının da oluşturulması ve hızlıca devreye alınması gerekiyor. Bu çerçevede de OSD olarak, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından oluşturulan Dijital Dönüşüm Platformunda yer alarak çalışmalarına katkı sağlıyoruz.

2017 yılını bakıldığında ise; AB pazarlarındaki istikrarlı büyümenin devam etmesinin yanı sıra özellikle otomobil sınıfında üretimine başladığımız yeni ürünlerin etkisiyle yılın ilk beş ayı sonunda ihracat odaklı üretim büyümesinin devam etmekte olduğunu görüyoruz. Yılın ilk beş ayı sonunda, geçen yılın aynı dönemine göre üretim yüzde 22, ihracat adet bazında yüzde 32, Dolar bazında ise yüzde 23 artış gösterdi. Ülkemizin toplam ihracatı içinde ise sanayimizin payı yüzde 19’a ulaştı.

İhracat kaynaklı gerçekleşen üretim büyümesinin yanında, bu dönemde iç pazarda değişim maalesef negatif yönde gelişti. Geçen yılın ilk beş ayına göre toplam pazar yüzde 9 oranında gerileme kaydetti. Otomobil pazarında daralma yüzde 10 iken, hafif ticari araç pazarında yüzde 3, ağır ticari araç pazarında yüzde 19 seviyesinde gerçekleşti. Özellikle ağır ticari araç pazarındaki bu ciddi daralma, küresel alanda ticari araç üretiminde önemli bir konuma sahip olan ülkemiz rekabetçiliğine gölge düşüren bir tehdit haline geldi.

Yılın ilk aylarında başlayan iç pazardaki daralma bu şekilde devam ederse, üretimimizin negatif etkilenmesini beklememiz de kaçınılmaz olacaktır. Üretim artışına negatif yönde tesir eden iç pazardaki daralma için tedbir alınması, özellikle ağır ticari araç grubunda farklı teşvik programları geliştirilerek iç pazarın ve tabii üretimin canlandırılması gerekmektedir. Alınacak önlemler ile sektör olarak 2017 yılında iç pazarın 1 milyon seviyesinde kapanmasını ümit ediyor, üretimin 1 milyon 650 bini, ihracatın ise 1 milyon 350 bin adedi aşarak sanayimizin yeni rekorlar kaydetmesini ve 27 Milyar Dolarlık ihracat tutarı ile ülkemiz dış ticaretine olumlu etki sağlamaya devam edeceğimizi tahmin ediyoruz.

Kudret ÖNEN

Yönetim Kurulu Başkanı